Avrupa sinemasının önemli buluşma noktalarından Saraybosna Film Festivali, 32. yılında ödüllerini sahipleriyle buluşturdu.
Gecenin en büyük kazananı, Avusturyalı yönetmen Sandra Wollner’ın üçüncü uzun metrajlı filmi Everytime oldu. Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde elde ettiği başarının ardından Saraybosna’ya gelen film, festivalin en prestijli ödülü olan En İyi Uzun Metrajlı Film dalında Saraybosna’nın Kalbi Ödülü’nü kazanarak uluslararası festivallerdeki yükselişini sürdürdü.
Everytime, iki kez Oscar’a aday gösterilen İngiliz oyuncu Emily Watson’ın başkanlığını yaptığı jüri tarafından oy birliğiyle festivalin en iyi filmi seçildi. Jüri, Wollner’ın filmini özellikle görsel dili, yas duygusunu ele alış biçimi ve gerçeklikle hayaletimsi bir atmosfer arasında kurduğu ilişki nedeniyle öne çıkardı. Jüri değerlendirmesinde film, sinemasal zarafetin öne çıktığı, zaman algısının esnekleştiği ve yasın belirlediği aşkın bir hayalet hikâyesi olarak tanımlandı.
Film, ortak bir trajedinin ardından birbirlerine tutunmaya çalışan bir anne, küçük kızı ve genç bir oğlanın hikâyesini merkezine alıyor. Üç karakter, geçmişte gerçekleştiremedikleri bir aile tatilinin izinden giderek Kanarya Adaları’na doğru yola çıkıyor. Ancak bu yolculuk kısa süre içerisinde sıradan bir tatil olmaktan çıkarak geçmiş ile bugünün, hatıralarla yaşanan anın iç içe geçtiği duygusal bir deneyime dönüşüyor. Kanarya Adaları’nın parlak güneşi ve kıyı manzaraları altında karakterlerin geçmişleri sessizce yeniden ortaya çıkarken film, kayıp ve yas kavramlarını alışılmış dramatik kalıpların dışında ele alıyor.
Daha önce Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştiren yapım, eleştirmenlerden de olumlu yorumlar almıştı. Özellikle Wollner’ın biçimsel tercihleri, kontrollü yönetmenliği ve güçlü görsel hayal dünyası övgü toplamış; Everytime‘ın yönetmenin bugüne kadar en geniş uluslararası dağıtıma ulaşabilecek filmi olabileceği değerlendirmeleri yapılmıştı. Saraybosna’dan gelen büyük ödül de filmin festival sezonundaki güçlü konumunu bir kez daha pekiştirdi.

Yönetmenlik Ödülü Gürcistan’a, Oyunculuk Ödüllerinde Genç Yetenekler Öne Çıktı
Festivalin dikkat çeken bir diğer ismi ise Gürcü yönetmen Ana Urushadze oldu. Urushadze, Supporting Role filmiyle En İyi Yönetmen dalında Saraybosna’nın Kalbi Ödülü’nün sahibi oldu. Yılın başlarında Rotterdam’da da iki ödül kazanan film, böylece festival yolculuğuna önemli bir başarı daha ekledi.
Jüri, Urushadze’nin gündelik hayatın sıradanlığı ile rüya dünyasını özgün ve beklenmedik biçimde bir araya getirmesinden etkilendiğini belirtti. Tiflis sokaklarında geçen yapım, bir film yıldızının gerçeküstü ve melankolik içsel yolculuğuna odaklanıyor. Sinema, hayat ve anlam arayışı arasındaki sınırları bulanıklaştıran film, atmosferi ve alışılmadık anlatı yapısıyla festivalin öne çıkan yapımlarından biri oldu.
Oyunculuk kategorilerinde ise Eva Kostić, Kuzey Makedonyalı yönetmen Kosara Mitić’in ilk uzun metrajlı filmi 17′deki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Film, sınıf gezisine çıkan genç bir kızın cinsel saldırının ardından yaşadıklarıyla baş etmeye çalışmasını konu alıyor. Jüri, Kostić’in performansını “ham, içgüdüsel ve son derece güçlü” olarak değerlendirirken genç oyuncunun rolüne taşıdığı duygusal gerçekliğe özellikle dikkat çekti.
17, oyunculuk ödülünün yanı sıra Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Teşvik Özel Ödülü’nü de kazanarak festivalin birden fazla kategoride öne çıkan yapımları arasına girdi.
En İyi Erkek Oyuncu ödülü ise Rumen yönetmen Florin Şerban’ın You Don’t Belong Here filmindeki performansıyla Adrian Văncică’ya verildi. Locarno Film Festivali’nde Altın Leopar kazanan film, saygın bir doktorun oğlunun bir Roman erkeğin öldürülmesinde şüpheli konumuna gelmesiyle altüst olan hayatını anlatıyor. Văncică’nın abartıdan uzak ve kontrollü oyunculuğu, özellikle filmin uzun ve geniş planlara dayanan yönetmenlik anlayışı içerisindeki başarısıyla jüri tarafından övgüye değer bulundu.
Belgesel kategorisinin büyük ödülü ise Biljana Tutorov ve Petar Glomazić imzalı To Hold a Mountain filmine gitti. Karadağ’ın dağlık bölgelerinde geçen yapım, iki kadının hikâyesi üzerinden kardeşlik, yalnızlık ve giderek ortadan kaybolan bir yaşam biçimine odaklanıyor. Daha önce Sundance Film Festivali’nde Dünya Sineması Büyük Jüri Ödülü’nü, Polonya’daki Millennium Docs Against Gravity’de ise Grand Prix’yi kazanan yapım, Saraybosna’da da En İyi Belgesel Film seçildi. Jüri, filmin etkileyici görüntü yönetiminin yanı sıra kaybolmaya yüz tutmuş bir hayat biçimini güçlü bir insani hikâyeyle buluşturmasına dikkat çekti.
Festivalin kısa film yarışmalarında da Balkanlar ve çevre coğrafyalardan genç sinemacıların yapımları öne çıktı. En İyi Kısa Belgesel Film ödülü Karla Jelić’in Holy Defiance filmine giderken, belgesel jürisinin Özel Ödülü Zhora Papoian’ın The Ferry Flows adlı yapımına verildi. En İyi Kısa Kurmaca Film ödülünü Tamara Todorović’in Nobody Said Anything filmi kazanırken, Sis Gürdal’ın Porkatal filmi Özel Mansiyon’a değer görüldü.
Öğrenci filmleri kategorisinde Réka Pinczés’in Unwellness adlı yapımı En İyi Öğrenci Kısa Filmi seçildi. Özel ödüllerde ise Helena Maksyom’un Don’t Ask Me if I Killed filmi Özel Mansiyon alırken, Dina Duma’nın Skateboarding is Not for Girls adlı yapımı Gençlik Perspektifleri Özel Ödülü’nü kazandı. Katrin Cartlidge Foundation Award ise Lana Daher’e verildi.
32. Saraybosna Film Festivali’nin ödül tablosu, özellikle yeni kuşak Avrupalı ve Balkan sinemacıların yükselişini ortaya koyarken festivalin bu yılki seçkisinde yas, kimlik, toplumsal cinsiyet, aile ilişkileri, suçluluk ve geçmişle hesaplaşma gibi temaların ağırlığı dikkat çekti.























