Pusun Ardındaki Hayatlar: I Don’t Want to Sleep Alone

Tayvan”lı usta yönetmen Tsai Ming-Liang”ın sekizinci uzun metrajlı filmi olan I Don”t Want to Sleep Alone(2006), dünya prömiyerini 64. Venedik Film Festivali”nde yapmış, ülkemizde ise 26.Uluslararası İstanbul Film Festivali”nde seyirciyle buluşmuştu. Yönetmenin aşk, yalnızlık ve iletişimsizlikten beslenen meditatif sinemasının geldiği en üst noktayı gösteren I Don”t Want to Sleep Alone, …

DEVAMI →

Süreyya Üzerinden İslam’ı Taşlamak

Süreyya’yı Taşlamak, İran asıllı Fransız yazar Freidoune Sahebjam’ın 1994 yılında yayınlanan aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmış bir gerçek yaşam öyküsüdür. İran’ın Kupayeh köyünde geçen bu öykünün başkişisi Süreyya Manutchehri, otuzlu yaşlarında, ikisi kız, ikisi erkek olmak üzere dört çocuğun annesi ve daha genç (14 yaşında) bir kadınla evlenmek istediği için …

DEVAMI →

Aynalara Dökülen Kan: There Will Be Blood

Upton Sinclaire’in Oil! / Petrol! (1927) adlı kitabından uyarlanan There Will Be Blood / Kan Dökülecek (2007), adını daha önce Boogie Nights (1997), Magnolia (1999) ve Punch Drunk Love (2002) gibi önemli yapımlarla duyurmuş olan Paul Thomas Anderson imzasını taşıyor. Daniel Day-Lewis’in mükemmel bir performansla canlandırdığı Daniel Plainview rolü ona …

DEVAMI →

Menfur ve Ahlaksızlar Üzerine Üç Öykü: Histoires Extraordinaires

Özellikle süpermarketlerin teknolojik reyonları civarında, ortalığa atılmış gibi duran, özensizce yerleştirilmiş sepete benzer kısımlarda üst üste sergilenen DVD filmlere göz atmanızı tavsiye ediyorum: Nelerle karşılaşacağınız hiç belli olmuyor. Benim şimdiye dek bu reyonlarda olmasına şaşırarak, biraz buruk ama yine de sevinçle tanık olduğum filmlerin arasında sanırım en ilginci, Amerikalı yazar …

DEVAMI →

Yerli Turist, Yersiz Adam: Turist Ömer

Yerli turisttir ömer, yersiz vatandaştır. Yedi sülalesi Karaca Ahmet”tedir. İzmaritin kralını seçer asfaltta. Yollarda aylak aylak gezer. Para denen mereti hiç sevmez. Ruknettin”in kulübesinde yaşar. Ruknettin de beş parasızdır ya. Esasen kulübe, Ruknettin”in karısı Bedia”nındır. Ruknettin”le Turist nasıl dost olmuştur, şaşar insan. Ruknettin, kadına kıza düşkün, kumarbaz herifin tekidir. Varlıklı …

DEVAMI →

Türk Sineması’nın “En…” Yönetmeni: Metin Erksan

“…Erksan’ın tutkuları, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını meydana getirmektedir. Erksan, büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başarmış, kendi özel dünyasını kurmuştur.”. Halit Refiğ Çektiği filmlere öznel tarzını yansıtan, eserlerinde onun imzası olarak nitelendirilebilecek üslup özellikleri seçilebilen, sanat yaratımından …

DEVAMI →

Bir Dilek, İki Deniz, Üç Yanlış: Bir Avuç Deniz

Geçtiğimiz yıl sinema eleştirmenlerini ve izleyiciyi tamamen ikiye bölen bir Türk filmi girdi vizyona: Leyla Yılmaz”ın ilk filmi olan “Bir Avuç Deniz”. Yoğun bir şekilde eleştiri oklarına maruz kalıp gülünç bir başarısızlık örneği olduğunu savunanlar da oldu, Türk sinemasından çıkan derinlikli, felsefik bir başyapıt olduğunu savunanlar da… Türkiye”de kayda değer …

DEVAMI →

İki Yalnızlık Arasında: Kent ve Doğa

  ” Moğolistan”da bir şehirde büyüdüm. Bütün bu hikayeleri büyük annem ve anne – babamdan dinlerdim. Bir tür gizli, romantik bir dünya gibiydi. Ama kişisel olarak böyle bir yaşama uyum sağlayamadım. Sadece yaz tatillerinde birkaç aylığına bazı akrabaları ziyaret ederdik ve bu benim için çok özeldi ki, bu fikre Avrupa”da …

DEVAMI →

Gece ve Gündüzün Arafında Bir Saat: Kurdun Saati

Film, Max Von Sydow”un canlandırdığı Johan Borg karakterinin günlüklerinden yola çıkarak hastalığının sonuna doğru giderken Liv Ullmann”ın canlandırdığı karısı Alma”nın tanıklığında yaşananları anlatıyor. Hikayeye hastalığının sebep olduğu esrarengiz ada sakinlerinin de katılmasıyla gelişenhikaye iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm ressamın hastalığıyla ilgili gelgitlerini gösterirken, ikinci bölüm bu gelgitlerin ardındaki gizemi aralıyor. …

DEVAMI →

Tarsem Singh: Sürrealist Bir Sinemacının Hikayeleri

Bir yönetmene onu tanımadan hayran olmak böyle bir şey olsa gerek. Tarsem Singh’i, onu önemli yönetmenler listesine sokan filmi The Fall’dan önce keşfetmiştim, evet. Ama piyasaya çıktığı günden beri hepimizin diline dolanan, zamanında kafelerde, orada burada çaldığında ağzımızla eşlik etmeden duramadığımız R.E.M. grubunun Losing My Religion şarkısının, her karesi Rembrant’ın …

DEVAMI →