Türk Sineması’nın “En…” Yönetmeni: Metin Erksan

“…Erksan’ın tutkuları, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını meydana getirmektedir. Erksan, büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başarmış, kendi özel dünyasını kurmuştur.”. Halit Refiğ Çektiği filmlere öznel tarzını yansıtan, eserlerinde onun imzası olarak nitelendirilebilecek üslup özellikleri seçilebilen, sanat yaratımından …

DEVAMI →

Bir Dilek, İki Deniz, Üç Yanlış: Bir Avuç Deniz

Geçtiğimiz yıl sinema eleştirmenlerini ve izleyiciyi tamamen ikiye bölen bir Türk filmi girdi vizyona: Leyla Yılmaz”ın ilk filmi olan “Bir Avuç Deniz”. Yoğun bir şekilde eleştiri oklarına maruz kalıp gülünç bir başarısızlık örneği olduğunu savunanlar da oldu, Türk sinemasından çıkan derinlikli, felsefik bir başyapıt olduğunu savunanlar da… Türkiye”de kayda değer …

DEVAMI →

İki Yalnızlık Arasında: Kent ve Doğa

  ” Moğolistan”da bir şehirde büyüdüm. Bütün bu hikayeleri büyük annem ve anne – babamdan dinlerdim. Bir tür gizli, romantik bir dünya gibiydi. Ama kişisel olarak böyle bir yaşama uyum sağlayamadım. Sadece yaz tatillerinde birkaç aylığına bazı akrabaları ziyaret ederdik ve bu benim için çok özeldi ki, bu fikre Avrupa”da …

DEVAMI →

Gece ve Gündüzün Arafında Bir Saat: Kurdun Saati

Film, Max Von Sydow”un canlandırdığı Johan Borg karakterinin günlüklerinden yola çıkarak hastalığının sonuna doğru giderken Liv Ullmann”ın canlandırdığı karısı Alma”nın tanıklığında yaşananları anlatıyor. Hikayeye hastalığının sebep olduğu esrarengiz ada sakinlerinin de katılmasıyla gelişenhikaye iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm ressamın hastalığıyla ilgili gelgitlerini gösterirken, ikinci bölüm bu gelgitlerin ardındaki gizemi aralıyor. …

DEVAMI →

Tarsem Singh: Sürrealist Bir Sinemacının Hikayeleri

Bir yönetmene onu tanımadan hayran olmak böyle bir şey olsa gerek. Tarsem Singh’i, onu önemli yönetmenler listesine sokan filmi The Fall’dan önce keşfetmiştim, evet. Ama piyasaya çıktığı günden beri hepimizin diline dolanan, zamanında kafelerde, orada burada çaldığında ağzımızla eşlik etmeden duramadığımız R.E.M. grubunun Losing My Religion şarkısının, her karesi Rembrant’ın …

DEVAMI →

The Man Without A Past: Baraka Şehrinde Bir Yabancı

Finlandiya”nın dünya sinemasına armağan ettiği Kaurismaki kardeşlerin küçüğü olan Aki Kaurismaki için söylenebilecek şeylerden biri, sinemasının her daim düzeyli ve tavizsiz olduğudur. Kariyerinin ilk zamanlarından itibaren işçi sınıfının yaşadığı zorluklar ve dayanışmanın gücü üzerine bir filmografi sunan Kaurismaki”nin, kimi zaman kara filme öykünen bir Hamlet uyarlaması ya da sıradışı müzik …

DEVAMI →

Dead Ringers: Senkronize Hayatların Ardında Kalanlar

David Cronenberg”in uzun yıllara yayılmış sinemasına ufak bir bakış attığımız zaman, kimlik-kişilik-beden çatışması ekseninde bedenen ve ruhen değişime-dönüşüme uğrayan karakterlerin başı çektiği, bu değişimlerin yarattığı korku ve tedirginlik hissini etkileyici bir atmosfer içerisinde sunan, psikolojik gerilim türünde filmlerle karşılaşmaktayız. Yönetmenin sinemasını oluşturan bu temel olguların ışığında 1986 yapımı Dead Ringers …

DEVAMI →

Bize Hayat Gerekli: Truly Madly Deeply

Gece vakti metro istasyonunun karanlık merdivenlerinden ağır adımlarla, tek başına çıkan, gölgelerle dolu sokaklarda, korkak adımlarla yürüyen yalnız bir kadının üstümüzde yarattığı ürpertiyle başlıyor film. Sonra bir dış ses giriyor devreye. Anlıyoruz ki, izlemekte olduğumuz kadına, Nina’ya ait. Çoğunlukla gece saatlerinde ve yalnızken duyduğu bir sesten bahsediyor. Ona evinin arka …

DEVAMI →

Ana Torrent: Çocukluğum, Çocukluğun…

Hiç şüphesiz ki sinemada çocukluk temsili denilince akla ilk gelen isimlerden biri Ana Torrent. 1966 doğumlu İspanyol aktris, oyunculuk hayatını başarıyla devam ettirmekle birlikte, özellikle çocukluğunda oynadığı roller ile izleyen herkesi kendine hayran bırakmıştır. İspanya’nın Franco diktatörlüğündeki son yıllarında oyunculuğa başlayan Ana Torrent’in kariyerinin en önemli, aynı zamanda dünya sinemasında …

DEVAMI →

Lion King: Bir Çocukluk Aşkı

1994 yılında gösterime giren, Walt Disney yapımı klasik animasyon örneği olan The Lion King, benim izlerken ağladığım ilk film olmanın yanı sıra, yaşıtlarım arasında da hala “efsane” olarak hatırlanan güzel bir çocukluk anısıdır. Kalabalık bir yazar kadrosu tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Roger Allers ve Rob Minkoff’un üstlendiği, Hans Zimmer imzalı …

DEVAMI →