Filmekimi ‘18 dâhilinde gösterime giren Leave No Trace (2018), Debra Granik’in yazım ve yapım sürecinde de rol aldığı son filmi. Yönetmen hem baba ve kızı arasındaki ilişkiyi hem de gündelik yaşamı yerleşik alanın dışarısına kurma çabasının getirdiklerini sürekli olarak odağında tutmaya çalışmıştır. Debra Granik, verdiği bir röportajda Henry David Thoreau’nun küçük ve basit yaşam fikirlerinden etkilendiğini ve otorite karşıtı alternatif yaşam oluşturma çabası gösteren insanları takdir ederek takip ettiğini söyler. Leave No Trace filmi için de böyle bir yaşam tercihinin beraberinde getirdiği zorlukları baba-kız ve devlet-vatandaş arasındaki ilişkiler üzerinden işlediği bir tema kurmuştur.

 

Filmdeki bilgi kaynağımızı ve olaylara kime yakın durarak baktığımızı anlamak, baba ve kızı arasında kurulan ilişki için oldukça önemlidir. Bu kavrayış aynı zamanda karşı çıkılan yerleşik ve karmaşık yaşamla olan bağı da çözümlemek için aktif bir role sahiptir. Genel yaklaşımı belirlemek adına film ilerledikçe izleyicisini Tom karakterinin algısına yaklaştırmaktadır. Bunu da filmde hem izleyicinin şahit olduğu olaylar ve durumlar hem de izleyiciye sunulan bilgi aralığı sayesinde anlayabiliriz.

 

Film, başlangıcında karakterlerin yaşamını ve sürdürme çabalarını temel bir çerçevede toplar. Yaşadıkları kalıcı bir mekân yoktur ve bu göçebe yaşamları yasal olarak sıkıntılı bulunmaktadır. Orman içerisinde yaşamsal faaliyetlerin çözümü için bir kavga görünse de bu bilerek içine girilen ve tercihlerle oluşan yaşam biçimidir. Asıl yaşam kavgası insan toplumunun sosyal yönüyle alakalı gelişmektedir. Bu anlamda ortaya çıkan çaba yerleşikliğin dışında kalabilmek içindir. Erişmeye çalıştıkları yurtsuz yaşayış biçimi, kuruldukları son yerde görece daha uzun kalmalarından ve bu histen de memnuniyet duymalarından — en azından Tom karakteri için — dolayı tercihlerini yıkacak engellemelerle karşılaşmalarına yol açmaktadır. Tam olarak bu noktada da baba ve kızı arasındaki ilişki, filmin asıl odaklandığı meseleye doğru açıkça evrilmeye başlar. Her iki karakterin de birbirinden ayrılmaya başlayan istekleri, yönelmeye başladıkları tercihleri ve bunu takiben de aralarındaki zorlanan bağ belirginleştirilmektedir. Tom karakteri son yerleşim alanlarına alıştığı için olabilecek tehlikeyi kolayca göz ardı eder. Yine daha sonrasında alışmadığı biçimde yaşıtlarıyla karşılaşıp sabit bir yaşamın imkânını düşünebildiğinde, babasının ardından gitmenin ve onunla birlikte devam etmenin bir zorunluluk mu ya da istek mi olduğu fikri de ortaya çıkar. Doğan bu fikir yavaş yavaş olgunlaşmış bir karar olarak filmin sonunda karşımıza çıkarak sonlanır.

Şura Aydın

Şura Aydın

1996 yılının hoş bir Nisan gününde doğdu. Çocukluğu Adapazarı’nda geçti. Lise öğrenimini Sakarya Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Eğitimine halen Boğaziçi Üniversitesi’nde, Psikoloji bölümünde devam ediyor. Günün birinde mandalina olmak istiyor.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Önceki yazı

Boğaziçi Film Festivali’nden Özel Etkinlik Programı!

Sonraki yazı

Alexander Skarsgard Godzilla vs Kong’un Kadrosunda