Takma Dişiyle Hayata Meydan Okuyan Adam: Toni Erdmann

  Toni Erdmann aslen Winfried, iflah olmaz bir romantik. 21’inci yüzyılda hâlâ takma dişiyle insanları –özellikle de kızını- güldürebileceğine inanıyor, kapısına gelen postacıya bile takılıyor, dünyasını gülümsemeyle aydınlatıyor. Eğer filmi izleyip de “Koskoca adamın yaptıklarına bak” diyenlerdenseniz, muhtemelen sistemle iyi bir uyum içindesiniz. Yok, kalbinde ufacık bir kıpırtı meydana gelenlerdenseniz, …

DEVAMI →

Bir Derviş Olarak Balthazar ve Bresson: Au Hasard Balthazar

“Au Hasard Balthazar; bir buçuk saate sığdırılmış hayat.” J.L.Godard  Au Hasard Balthazar (1966), Fransız usta yönetmen Robert Bresson’un on dört filminden biridir. Sinemada minimalist bir dil tutturmaya çalışan ve sinemayı sinematograf olarak yorumlayan Bresson, bu filminde de diğer filmlerinde olduğu gibi olduğu gibi oldukça sade bir anlatım tarzı benimsemiştir. Bresson, …

DEVAMI →

Belle De Jour: Kırmızı Mı? Beyaz Mı?

Kadın olmanın kuralları var mıdır? Bir kadının düşünebileceği ya da isteyebileceği her şey bir yerlerde yazılı mıdır? Masumiyeti, hiçbir zaman kontrol edemeyeceği, yalnızca bastırabileceği bilinçaltıyla mı ölçülmelidir?  Bilinçaltındakiler harekete dökülmezse mi masumdur; yoksa daha fazla yalan söyleyemeyeceği için bunları bastırmaktan vazgeçtiği zaman mı? Bunuel, Belle De Jour‘da (1967) çocukluğunda yaşadıklarının …

DEVAMI →

Bir Sahne: Yaptım Ama Bir Sor, Neden Yaptım?

 Dünyanın en namuslu, en güvenilir adamını nasıl raydan çıkarırsınız? Onun o saflığını yok edip yerine gözü açılmış, kendi deyimiyle namussuz birini nasıl getirirsiniz? Esasen tüm bu soruların cevabını Banker Bilo (1980) içerisinde bulmak mümkün. İlyas Salman ve Şener Şen’in muhteşem uyumuyla taçlanan, Maho’nun Bilo’ya her defasında attığı kazıklarla hâlâ hafızlarda …

DEVAMI →

Kadın Olmanın Rengi: The Color Purple

Haykırdığınızda sesinizin yankılanamayacağı kadar uzağa gidebilirseniz Güney Amerika’nın kırsallarında cennetin simasını bulabilirsiniz. Burası, uzun gövdeleriyle mor, eflatun çiçeklerin serpildiği, gökyüzü ve yeşil toprak arasında yalnızca ılık rüzgârların dolaştığı, süt beyazı bulutların, bereketli ekin başaklarını emzirdiği yerdir. Uçsuz bucaksız kırların tam ortasında, yaşamayı içinize çekerken ne kadar kalabalık olduğunuzun ayrımına ancak …

DEVAMI →

Hollywood’un Havuzlu Anıt Mezarları: Sunset Boulevard (1950)

“Bizim yüzlerimiz vardı, diyaloglara ihtiyacımız yoktu!” Sunset Bouleverd’ın (1950) eski sessiz sinema yıldızı Norma Desmond’un ağzından çıkan bu ünlü replik, Hollywood’un sesli sinemaya geçişiyle birlikte yok olan eski yıldızlarının nafile çığlığıdır. Sessiz Sinemanın Devrilen Heykelleri Hollywood’da 1920’lerin sonunda ilk örnekleriyle, 30’lara gelindiğinde de artık neredeyse tamamen sesli sinemaya geçilmişti. Bu …

DEVAMI →

Ahlaki Bir Zihin Savaşı: Tape

Richard Linklater’ın neredeyse yok denecek bir bütçe ile harikalar yaratabileceğini kanıtladığı filmi Tape’in (2001) başrollerinde Ethan Hawke, Uma Thurman ve Robert Sean Leonard yer alıyor. Tek mekânda geçen, karakterlerin hayatlarının yalnızca bir buçuk saatini bizlere sunan, adeta bir el kamerası ve bir güvenlik kamerası ile çekildiğini düşündürten Tape; oyunculukları, konusu, …

DEVAMI →

Değişen Dünya, Değişmeyen Adam: Muhsin Bey

Şehirler ve toplumlar sürekli bir devinim hâlindedir, tıpkı insanlar gibi. İktisadi, kültürel ve politik birtakım süreçler çoğunlukla bu dönüşümün oluşmasında başat faktörler olarak karşımıza çıkar. Bu dönüşümlerin akabinde yeni ahlâk değerlerinin doğması da pek olasıdır. Muhsin Bey (1987) zamansal olarak tam da bu normların değişim aşamasına rast gelmektedir. Bir karakter …

DEVAMI →

Ben Hassan Değilim, Onun İneğiyim: The Cow

“Hakikatle yaşaması imkânsızdı, kederinden ölüverirdi (insan) kendisine dair hakikati bilse.”                                                                                                                    Andrey Platonov, Can Şehirden, modern kent hayatından çok uzakta bir köy. Etrafı uçsuz bucaksız düzlüklerle çevrili köyün, şehirdeki modernizm ve sanayileşmeye karşın yoksul bir hayat sürdüren köylülerinden yalnızca biri olan Mashti Hassan (Ezzatolah Entezami), ölüm ve yaşam, aidiyet …

DEVAMI →

Mad Max – Fury Road: Ateş Seni Çağırıyor!

Punk ruhu ile heavy metalin birleşiminden çıkma bir alt tür olan trash metal tınıları ve yine türün evrilmiş hâli “death metal” topraklarından kirli bir sahnedeyiz adeta. Arabamızla tam gaz kendimizi çöllere vurduğumuz tüm filmin arka planında ise Judas Priest, Megadeth, Slayer kafalarında gezinen riffler (*) ve Slipknot görsel dünyasından bir …

DEVAMI →