Eleştiri - İzlenimSinema Yazıları

Filmekimi 2018: The Favourite (2018)

Filmekimi 2018: The Favourite (2018)

Bu seneki Filmekimi’nin en çok beklediğim filmlerinden biri de bana göre günümüzün en özgün yönetmenlerinden biri olan Yorgos Lanthimos’un son filmi The Favourite (2018) idi. Bir önceki filmi The Killing of a Sacred Deer (2017) sonrasında Lanthimos’un nasıl bir filmle dönüş yapacağını çok merak ediyordum ve nihayet Filmekimi yaklaştıkça The Favourite ile ilgili daha somut bilgiler almaya başladık; fragmanlar, posterler, ilginç olduğunu hissettiren konusu heyecanımızı artırdı.

The Favourite’ın, Yorgos Lanthimos’un hem yurt dışında hem de kendi ülkesinde çektiği filmler arasındaki en farklı işi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

18 yüzyıl İngilteresinde geçen film, Kraliçe Anne ile sarayda kendisine en yakın kişi olan Lady Sarah’ya odaklanıyor. Sarah Anne’in hem en yakın arkadaşıdır hem de Anne’in hükümetle ilgili aldığı kararlarda gizliden de olsa en çok söz sahibi olan kişidir. Fakat bir gün saraya Sarah’nın kuzeni Abigail geldiğinde işler değişir ve tüm saray Sarah’nın ve Abigail’in amansız rekabetine şahit olur. Lanthimos’un kendi ülkesi dışında İngilizce çektiği üçüncü film olan The Favourite yine aynı zamanda yönetmenin hem yurt içinde hem de yurt dışında çektiği en ilginç film olma özelliğini taşıyor. Önceki filmlerinde yarattığı gerçek dışı atmosferleri ve robotik oyunculukları unutun! Kendi tarzını bir şekilde hissettirse de Lanthimos, bu sefer bambaşka bir üslup ile karşımızda çünkü.

Aslında filme alışmakta ilk başta zorluk yaşadım. Çünkü alışmış olduğumuz bir Lanthimos tarzı var; fakat bir süre sonra film izleyiciyi kendi içine çekiyor. Filmdeki oyunculuklar çok başarılı, sahne ve dekorlar muhteşem. Müzikler filmin dokusuyla oldukça uyumlu. Çekimler ise türüne çok nadir rastlanan cinsten ve daha önce Yorgos Lanthimos filmlerinde görmeye alışık olduğumuz türden değil.

Rachel Weisz ve Emma Stone, birbirinden nefret eden ve sürekli birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan hırslı, tutkulu, kötü niyetli ve nefret dolu iki kuzen rollerinde çok çok başarılıydılar tabii ki; ama benim için filmin yıldızı kesinlikle Kraliçe Anne rolündeki Olivia Colman’dı.

Tarihi filmlerde şahit olduğumuz bütün o kraliçe performanslarını unutun ve Olivia Colman’ı Kraliçe Anne rolünde izlemeye hazır olun.

Deniz Canol
1989 yılının Nisan ayında doğdu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde iktisat üzerine tamamladı. Sonrasında kurumsal iş hayatına dahil olduysa da bunun kendisine göre olmadığını çok geç olmadan anladı. Onun için sinema ve edebiyatın hep ayrı bir yeri olmuştur. Kendine ait bir dili olan her türlü esere gözü kulağı açıktır.

Yorum yaz