Özel DosyaSinema Yazıları

Winter Is Coming: İskandinav Sineması

Winter Is Coming: İskandinav Sineması

Artun Bötke

The Girl with the Dragon Tattoo (Niels Adlen Orpev, 2009)

13988151_10154292778531368_3715943813282268647_o

 

İskandinav polisiyesi ya da uluslararası adıyla ‘nordic noir’, İskandinavya’nın 2000’lerden itibaren dünya çapında dikkat çekmesini sağlayan unsurlardan biridir. Başta televizyon dizisi ve kitap olmak üzere, birden fazla ortamda etkisini hâlâ sürdüren bir akım hâline dönüşmüştür. Tür; polisiyenin temel taşlarından olan “Kim yaptı?” sorusunu takip eden anlatıyı çok daha gerçekçi, kompleks ve karanlık bir şekilde izleyiciye/okuyucuya sunar. Bunu yaparken de ana öykünün yanında sosyal ve/veya politik açıdan önemli bir sorunu da irdeler. Nordic noir, böylece genelde okunup/izlenip unutulan polisiye türüne de bir saygınlık kazandırmayı başarmıştır.

Akımı uluslararası üne kavuşturan Stieg Larsson imzalı Millenium serisinin ilk kitabının sinema uyarlaması The Girl with the Dragon Tattoo (2009 – Män som hatar kvinnor) da nordic noir’i beyazperdeye taşıyan yapım olarak anılabilir. Film, yüzeyde yıllar önce kaybolan bir kızın bulunma hikâyesi olsa da aslında bir sürü katmana sahiptir. Politik yozlaşma, basın özgürlüğü, kadın-erkek eşitsizliği, bireysel haklar ve İsveç’in karanlık geçmişi; yapımın değindiği konulardan sadece birkaçı. Film, tüm bu ciddi konuları öykünün detaylarına ilmek gibi işlerken yönetmen Niels Adlen Orpev’in dinamik kamerası sayesinde zımba gibi bir polisiye izletmeyi de çok iyi beceriyor.

Headhunters (Morten Tyldum, 2011)

headhunters

Polisiye kadar olmasa da İskandinavya’nın kendine has dokunuşlarda bulunduğu başka bir tür de, aksiyon. Artık Oscar adayı bir yönetmen olan Morten Tyldum Headhunters‘ı (2011 – Hodejegerne) bitirdiğinde filminin bu kadar popüler olacağını tahmin ediyor muydu acaba? 50 ülkeye satılan ilk Norveç filmi olan Headhunters, soluk soluğa izlenen bir tür filmi. Hikâyenin aşırı kompleks olmasına rağmen gerçeklikten bir an olsun kopmaması ve olayların birbiri ile -türlü şekillerde ortaya çıkan- akıl almaz bağları, akla direkt nordic noir’i getiriyor. Burada bir cinayet yok ama bir kedi-fare oyunu izliyoruz ve finale kadar akıllarda hep aynı soru yankılanıyor: “Bu oyunu kim başlattı ve neden?” Hikâyenin de, filmin de mekik gibi işleyen kurgusu ise tek kelimeyle muazzam!

3 Comments

  1. 5 filmi izlemişim bu dosyadan. Hepsi çok güzeldi. Özellikle Joachim Trier in bütün filmleri çok güzel. Belki bir eksiklik olarak Lars von Trier yok dosyada.

  2. Rus sineması .iskandinav sineması değildir.neden ? Çünkü binaleyn rusya iskandinavyada değildir

Yorum yaz