Fil'm Hafızası
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Rental Family (2025)
    Drama

    Rental Family (2025)

    Selin Tanyeri
    2 ay önce
    Me Before You (2016) 
    Film Önerileri

    Me Before You (2016) 

    Merve Çolak
    2 ay önce
    Rose (2026)
    Biyografi - Tarih

    Rose (2026)

    Rabia Elif Özcan
    2 ay önce
    Riefenstahl (2024)
    Belgesel

    Riefenstahl (2024)

    İpek Ömercikli
    2 ay önce
    Roofman (2025)
    Komedi

    Roofman (2025)

    Yaşar Gülveren
    2 ay önce
    Weekend (2011)
    Film Önerileri

    Weekend (2011)

    Ayşe Yapışık
    2 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    MUBI Fest İzlenimleri
    Ayvalık Film Festivali 2026

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 5

    Tuba Büdüş
    2 saat önce
    51. Toronto Uluslararası Film Festivali İzlenimleri – 1
    51. Toronto Film Festivali

    51. Toronto Uluslararası Film Festivali İzlenimleri – 1

    İpek Ömercikli
    13 saat önce
    MUBI Fest İzlenimleri
    Ayvalık Film Festivali 2026

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 4

    Tuba Büdüş
    1 gün önce
  • HABERLER
    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün
    Haberler

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

    Ekin Taneri
    2 gün önce
    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti?
    Haberler

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti?

    Can Turbay
    3 gün önce
    Ferit Karahan İmzalı Cinlerin Düğünü Dünya Prömiyerini Toronto’da Gerçekleştirdi
    Haberler

    Ferit Karahan İmzalı Cinlerin Düğünü Dünya Prömiyerini Toronto’da Gerçekleştirdi

    İrem Naz Güvel
    3 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    5 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    6 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    10 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • BİZ KİMİZ?
    • EKİBİMİZ
    • İLANLAR
  • FİLM ÖNERİLERİ
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
    Rental Family (2025)
    Drama

    Rental Family (2025)

    Selin Tanyeri
    2 ay önce
    Me Before You (2016) 
    Film Önerileri

    Me Before You (2016) 

    Merve Çolak
    2 ay önce
    Rose (2026)
    Biyografi - Tarih

    Rose (2026)

    Rabia Elif Özcan
    2 ay önce
    Riefenstahl (2024)
    Belgesel

    Riefenstahl (2024)

    İpek Ömercikli
    2 ay önce
    Roofman (2025)
    Komedi

    Roofman (2025)

    Yaşar Gülveren
    2 ay önce
    Weekend (2011)
    Film Önerileri

    Weekend (2011)

    Ayşe Yapışık
    2 ay önce
  • SİNEMA YAZILARI
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 32. Altın Koza
    • 44. İstanbul Film Festivali
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
    MUBI Fest İzlenimleri
    Ayvalık Film Festivali 2026

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 5

    Tuba Büdüş
    2 saat önce
    51. Toronto Uluslararası Film Festivali İzlenimleri – 1
    51. Toronto Film Festivali

    51. Toronto Uluslararası Film Festivali İzlenimleri – 1

    İpek Ömercikli
    13 saat önce
    MUBI Fest İzlenimleri
    Ayvalık Film Festivali 2026

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 4

    Tuba Büdüş
    1 gün önce
  • HABERLER
    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün
    Haberler

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

    Ekin Taneri
    2 gün önce
    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti?
    Haberler

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Üçüncü Gün Nasıl Geçti?

    Can Turbay
    3 gün önce
    Ferit Karahan İmzalı Cinlerin Düğünü Dünya Prömiyerini Toronto’da Gerçekleştirdi
    Haberler

    Ferit Karahan İmzalı Cinlerin Düğünü Dünya Prömiyerini Toronto’da Gerçekleştirdi

    İrem Naz Güvel
    3 gün önce
  • KISA FİLMLER
    Yalnızlık (2025)
    Kısa Filmler

    Yalnızlık (2025)

    Pelin Çılgın
    5 ay önce
    Etherna (2025)
    Kısa Filmler

    Etherna (2025)

    Yiğit Aksan
    6 ay önce
    A Kind of Testament (2023)
    Kısa Filmler

    A Kind of Testament (2023)

    Büşra Yayla
    10 ay önce
  • SPOTIFY
    • Playlists
    • Podcasts
  • ETKİNLİKLER
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • GALERİLER
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İLETİŞİM
No Result
View All Result
Fil'm Hafızası
No Result
View All Result
Home Sinema Yazıları Ayvalık Film Festivali 2026

Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 3

Tuba Büdüş Tuba Büdüş
2 gün önce
Ayvalık Film Festivali 2026, Eleştiri - İzlenim, Sinema Yazıları
Okuma Süresi: 7 min
0
0
Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 3
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde dördüncü günü geride bırakırken festival günlüklerinin üçüncüsünde, Cannes’dan Ayvalık’a uzanan dört filme bakıyoruz. Bruno Dumont imzalı Red Rocks, günlüğün ilk iki filmini oluşturuyor. Ona, dünya prömiyerini 2025’te Cannes ana yarışmasında yapan ve Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Bi Gan’ın Resurrection’ı eşlik ediyor.

Red Rocks (Yön. Bruno Dumont, 2026)

Bazı filmler daha ilk görüntüsünde bir yakınlık duygusu uyandırır. Bruno Dumont’nun Red Rocks’ı da böyle bir film. Kızıl kayalıklar, Akdeniz’in neredeyse gerçek dışı mavisi, güneşin altında dolaşan küçücük bedenler… Daha başında çocukluğun o tuhaf zamanına açılan bir kapının eşiğinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Bu dünyanın bir büyüme hikâyesine açılması beklenirken Red Rocks başka bir yöne sapıyor. Bildiğimiz anlamda bir coming-of-age anlatısı kurmak yerine çocukluğun kendisini, onun zamanını, hareketini ve dünyayla kurduğu ilişkiyi yakalamaya çalışıyor. Bu yüzden Red Rocks’ta en etkileyici şeylerden biri hikâyesinden önce zaman duygusu. Çocukken, özellikle yaz aylarında bir günün ne kadar uzun sürdüğünü hatırlamak mümkün. Sabah evden çıkılır, sokaklarda dolaşılır, denize girilir, kavga edilir, barışılır, âşık olunur, bir yerlere tırmanılır, düşülür, yeniden ayağa kalkılır ve bütün bunların sonunda gün hâlâ bitmemiş olur. Bir günün içine küçük bir ömür sığar. Yetişkinlikteyse aynı zaman duygusuna ulaşmak neredeyse imkânsızdır. Günler birbirinin üzerinden hızla geçerken çocukluğun o bitmek bilmeyen öğleden sonraları geride kalır.

Red Rocks bu kayıp zaman duygusunu şaşırtıcı bir canlılıkla geri getiriyor. Çocukların elinde telefon yok, kimse televizyona, tablete ya da herhangi bir ekrana bakmıyor. Zamanı bölen, dikkati başka bir yere çeken hiçbir şey yok. Bedenleriyle içinde bulundukları dünya arasında neredeyse hiçbir aracı bulunmuyor. Sokağa, denize, kayalıklara ve birbirlerine bütünüyle açıklar. Belki de filmin bugün çekilmiş olmasına rağmen başka bir zamandan geliyormuş hissi vermesinin nedenlerinden biri bu. Hangi yılda olduğumuzu unutturan, 80’lerin ya da 90’ların yazlarına ait olabileceği kadar bugüne de ait bir çocukluk bu. Ekransızlık nostaljik bir ayrıntı olmaktan çıkıp çocuklara zamanlarını bütünüyle yaşama imkânı veriyor.

Filmin merkezinde altı çocuk var. Önce Géo, Manon ve Rouben’le tanışıyoruz. Ardından Eve, B ve Do geliyor. İki grubun karşılaşmasıyla oyun, rekabet ve ilk aşk birbirine karışıyor. Ama altı çocuğun arasında kamera özellikle Géo’ya tutuluyor. Kaylon Lancel’ın canlandırdığı Géo filmin içinden taşan bir çocuk. Ufak tefek bedeni, platin sarısı saçları, yüzünde birbiri ardına beliren ifadeleri, bazen tikleri andıran hareketleri, uzun tişörtünün altındaki kırmızı mayosu ve spor ayakkabılarıyla kadraja girdiği anda bakışı kendisine çekiyor. Burada “iyi çocuk oyunculuğu”ndan söz etmek bile yanlış olur sanırım. Çünkü Kaylon’un etkileyiciliği oyunculuk yaptığı hissini ortadan kaldırmasından kaynaklanıyor. Kamera karşısında bir karakteri canlandırmaktan çok orada var oluyor.

Red Rocks bazen tam da bu nedenle kendi hikâyesini unutup çocuklarını seyretmeye koyuluyor. Özellikle Géo’yu. Filmin 90 dakikalık süresinin biraz kısalabileceğini düşünmek mümkün. Fakat kameranın Géo’dan kopmak istemeyişini anlamak zor değil. Çocuk yürüdüğünde onunla yürüyor, yüzünde yeni bir ifade belirdiğinde biraz daha bekliyor, bir kayaya tırmandığında arkasından gidiyor. Seyirci de kısa sürede aynı büyülenmenin parçası oluyor. Çocuklar film boyunca neredeyse hiç durmuyor. Mini quadlara biniyor, sokaklarda dolaşıyor, bir şeyler aşırıyor, kayalıklara tırmanıyor, kendilerini metrelerce yüksekten denize bırakıyor, yüzüyor, koşuyor, kayıyor, birbirlerine dokunuyorlar. Géo ile Eve âşık oluyor. Birbirlerine kocaman sarılıp yanaklarına minicik öpücükler konduruyorlar. Bir noktada B’nin kıskançlığı devreye giriyor. Kıskançlık öfkeye, öfke intikama, oyun giderek şiddete dönüşüyor. Böylece Red Rocks çocukluğu steril bir masumiyet alanına çevirmiyor. Sevginin yanında kıskançlık, şefkatin yanında saldırganlık, oyunla beraber tehlike ve ölüm ihtimali de var. Çocukların kaygısızlığı ile şiddet arasında aşılması güç bir sınır bulunmuyor. Birkaç dakika önce oyun olan şey kıskançlığa, öfkeye ve intikama dönüşebiliyor. Masumiyet burada iyilikle eş anlamlı değil. Çocuklar sevdikleri kadar kıskanıyor, sarıldıkları kadar itişiyor, birbirlerini korudukları kadar incitebiliyorlar.

Bütün bunların yaşandığı dünyada ise dikkat çekici biçimde birileri yok: yetişkinler. Bazen uzakta belli belirsiz görünüyor, bazen yalnızca bir ses olarak çocukların hayatına birkaç saniyeliğine giriyorlar. Kayalıklardan denize atlayan çocuklara tekneden gelen bir uyarı ya da eve dönmelerini isteyen bir ses… Müdahaleleri bundan öteye geçmiyor. Kamera da onlarla ilgilenmiyor. Bu yokluk çocukların dünyasını olağanüstü ölçüde genişletiyor. Parmak sallayan, cezalandıran, tehlikeyi önceden hesaplayan, “oraya çıkma”, “buradan atlama”, “eve gel” diyen yetişkin bakışı ortadan kalktığında sokaklar, kayalıklar, deniz, hatta kasabanın tamamı çocuklara kalıyor. Yetişkinlerin yokluğu çocukların özgürlüğüne açılan alanı büyütüyor.

80’lerde, 90’larda ya da daha öncesinde çocuk olmuş, yaz günlerini sokakta geçirmiş biri için Dumont’nun kurduğu dünya bütünüyle bir fantezi değil. Oldukça tanıdık. Artık ulaşılması mümkün görünmeyen ama bedensel hafızada hâlâ duran bir yere benziyor. Sokakta geçirilen saatler, eve yalnızca gerektiğinde dönmek, güneşten kızarmış ten, deniz tuzu, düşüp kanayan dizler, sürekli birbirine değen çocuk bedenleri ve akşamın bir türlü gelmemesi… Dumont bütün bunları nostaljik bir filtreyle güzelleştirmek yerine filmin biçimine yerleştiriyor. Görüntü yönetmeni Carlos Alfonso Corral’ın kamerası 20 mm geniş açı objektif, 1.66:1 kadraj ve elde çekimle çocukların hareketine eşlik ediyor. Bazen yüzlerinde, bazen bacaklarında, ayaklarında, birbirine değen ellerinde, düşüp kızarmış tenlerinde dolaşıyor. Onları yetişkin bakışının güvenli mesafesinden izlemek yerine hareketlerinin içine giriyor. Dumont’nun kızıl kayalarında, çocukluğun o bitmek bilmeyen yaz günü hâlâ devam ediyor.

Resurruction (Yön. Bi Gan, 2026)

Resurruction, klasik anlamda bir anlatıdan çok başlı başına bir deneyim olarak tanımlanmayı hak etmektedir. Yaklaşık 160 dakikalık film, izleyicisini bir hikâyenin içine çekmekten ziyade, sinemanın kendisi üzerine kurulu rüya benzeri bir akışa davet etmektedir. Film, açılışında rüya kavramına dair çarpıcı bir çerçeve sunar: İnsanların artık rüya görmeyi unuttuğu, rüyaların giderek yok olduğu bir dünyada, hâlâ rüya görebilen nadir bireyler vardır. Bu önermenin ardından film, rüya görmeye devam eden bir karakterin farklı zaman dilimlerinde parçalanmış deneyimlerini takip etmeye başlar.

Anlatı, beş ana bölümden oluşur ve her bölüm bir duyuya karşılık gelecek şekilde kurgulanmıştır. Görme, işitme, dokunma, tat alma gibi duyular etrafında şekillenen bu bölümler, birbirleriyle doğrudan bir hikâye bağı kurmaz. Ortak noktaları, aynı oyuncunun farklı zaman ve bağlamlarda hayat verdiği karakterlerdir. Bu yapı, filmi lineer bir anlatıdan uzaklaştırarak parçalı ve sezgisel bir deneyime dönüştürür. Gan burada yalnızca bir karakterin hikâyesini değil, aynı zamanda sinemanın yaklaşık bir asırlık serüvenini de katmanlı bir biçimde yeniden kurar. Film, sinemanın doğuşuna kadar geri gider ve anlatısını 1999’dan 2000’e geçiş anında sonlandırır. 21. yüzyıla bilinçli olarak adım atmayan bu tercih, filmin sinema tarihine yazılmış bir veda mektubu olduğu hissini güçlendirir.

Görsel dünya, erken dönem sinema ve özellikle Nosferatu ile F. W. Murnau’nun mirasını açıkça çağırır. Alman dışavurumculuğunu hatırlatan yoğun gölge kullanımı, karanlık atmosfer, gece estetiği ve stilize mekânlar film boyunca baskın bir dil kurar. Bununla birlikte, erken dönem sinemasına yapılan göndermeler vardır. Örneğin L’Arroseur arrosé (1895) gibi kısa filmlere referanslar, sinemanın kökenlerine duyulan açık bir saygıyı ortaya koyar.

Filmin farklı bölümleri, yalnızca duyular üzerinden değil, aynı zamanda türler üzerinden de çeşitlenir. Suç, gerilim ve vampir anlatıları gibi farklı tür estetikleri, her bölümde yeniden şekillenir. Ancak bu tür geçişleri, klasik anlamda bir tür anlatısı kurmak yerine, sinema tarihinin biçimsel hafızasına yapılan göndermeler olarak işlev görür. Özellikle Budist tapınağında geçen ve aynalı mekânın kullanıldığı sekansın olduğu bölüm, filmin en çarpıcı anları arasında yer alır. Duyular üzerinden kurulan anlatı, bu bölümlerde hem fiziksel hem de metaforik bir şiddet içerir. Karakterin acı, beden ve algı ile kurduğu ilişki, rüya ile kâbus arasındaki sınırı belirsizleştirir. Finalde yer alan vampir anlatısı ise, sinema tarihinde defalarca işlenmiş “ölüme arzu duyarak teslim olma” temasını yeniden üretir. Bu bölüm, filmin genelinde hissedilen sinemaya duyulan aşkı, neredeyse ölümle eşdeğer bir teslimiyet üzerinden ifade eder.

Bu filmi, net bir hikâye arayan ya da “film ne anlatıyor?” sorusuna kesin bir cevap bekleyen bir izleyici için önermek zor. David Lynch sinemasında olduğu gibi, burada da anlamdan çok deneyim ön plana çıkıyor. Film, izleyiciden çözümleme değil, teslimiyet talep ediyor. Kendi izleme deneyimimde, başlangıçta bölümler arasındaki bağlantıları ve referansları çözmeye çalıştıkça filmle arama mesafe girdi. Ancak bu çabayı bıraktığım ve kendimi tamamen filmin görsel ve duygusal akışına bıraktığım noktada, deneyim derinleşti. 160 dakika boyunca neredeyse gözümü kırpmadan izlediğim, büyüleyici bir sinema deneyimiyle karşı karşıya kaldım. Resurrection, ya güçlü bir hayranlık ya da belirgin bir mesafe yaratacak türde bir film. Her izleyiciye hitap etmeyeceği çok açık. Ancak sinema tarihine, sinemanın kendisine ve onun rüya ile kurduğu ilişkiye ilgi duyanlar için son derece yoğun, şiirsel ve unutulması zor bir deneyim sunuyor.

Tuba Büdüş

1985 yılında dünyaya geldi. Henüz ilkokul yıllarında yazmaya ve sinemaya olan ilgisini keşfetti. Bir süre sonra yazmak da sinema da onun için bir tutku haline geldi. Marmara Üniversitesi'nde Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim dalı Sinema dalında yüksek lisansını tamamladı. 2015 yılında sinema hakkında yazmaya başladı. 2025 yılında SİYAD'a (Sinema Yazarları Derneği) kabul edildi. Her geçen gün sinema dünyasında yeni şeyler keşfederek hayata tutunuyor. İzliyor, yazıyor, okuyor ve dünyayı geziyor. Ve bir vegan olarak hayvan haklarını savunuyor.

Etiketler: 5. Uluslararası Ayvalık Film FestivaliBi Ganbruno dumontdirilisDişi KöpekKızgın KayalarRed RoksResurruction
Tuba Büdüş

Tuba Büdüş

1985 yılında dünyaya geldi. Henüz ilkokul yıllarında yazmaya ve sinemaya olan ilgisini keşfetti. Bir süre sonra yazmak da sinema da onun için bir tutku haline geldi. Marmara Üniversitesi'nde Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim dalı Sinema dalında yüksek lisansını tamamladı. 2015 yılında sinema hakkında yazmaya başladı. 2025 yılında SİYAD'a (Sinema Yazarları Derneği) kabul edildi. Her geçen gün sinema dünyasında yeni şeyler keşfederek hayata tutunuyor. İzliyor, yazıyor, okuyor ve dünyayı geziyor. Ve bir vegan olarak hayvan haklarını savunuyor.

YazarınDiğer Yazıları

    MUBI Fest İzlenimleri

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 5

    20 Eylül 2026
    MUBI Fest İzlenimleri

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 4

    19 Eylül 2026
    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 2

    Ayvalık Film Festivali Günlükleri – 2

    17 Eylül 2026
Sonraki Yazı
Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Dördüncü Gün

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Editörün Seçtikleri

Film Ekibi ile Sarı Zarflar (2026) Filmi Hakkında Söyleşi

Ayvalık Film Festivali “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor”

Tuba Büdüş
15 Eylül 2026

MUBI Fest İzlenimleri

MUBI Fest İzlenimleri

Tuba Büdüş
7 Eylül 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı!

Ayvalık Uluslararası Film Festivali 2026 Programı Açıklandı!

Ekin Taneri
3 Eylül 2026

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

5. Ayvalık Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken Filmler

Fil'm Hafızası
3 Eylül 2026

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Sinemada Doğum Sonrası Anne Ruhsallığının İzleri

Zeynep İlay Erken
16 Ağustos 2026

  • Hakkımızda
  • Gizlilik Politikası
  • KVKK
  • Çerez Politikası
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

No Result
View All Result
  • Fil’m Hafızası – Keşfetmenin Keyfi
  • Hakkımızda
    • Hakkımızda
    • Ekibimiz
    • İlanlar
  • Film Önerileri
    • Aksiyon – Macera
    • Animasyon
    • Belgesel
    • Bilim Kurgu – Fantastik
    • Biyografi – Tarih
    • Drama
    • Komedi
    • Korku – Gerilim
    • Müzik – Müzikal
    • Romantik
    • Savaş
    • Suç – Gizem
    • Western
  • Sinema Yazıları
    • Ayvalık Film Festivali 2026
    • 45. İstanbul Film Festivali
    • 32. Altın Koza
    • 25. İzmir Kısa
    • Film Analizleri
    • Eleştiri – İzlenim
    • Liste
    • Özel Dosyalar
    • Röportajlar
  • Haberler
  • Kısa Filmler
  • Spotify
    • Podcasts
    • Playlists
  • Etkinlikler
    • Dinner Talks
    • Film Hafızası Akademi
    • Keşfetmenin Keyfi
  • Galeri
    • BiReplik
    • Bunları Biliyor Muydunuz?
    • Etkinlikler
    • Hafızadan Çıkmayanlar
  • İletişim

Fil'm Hafızası © 2023

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms below to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In