Özel DosyaSinema Yazıları

Filmekimi 2014 Film Önerileri

leviathn5

1. Levitahan (Yön: Andrey Zvyaginstev, 2014)

Neden İzlenmeli? Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev, filmografisinin buz gibi yapıtlarına bir yenisini daha ekliyor. Farklı festivallerden En İyi Senaryo ve En İyi Film ödülleri almayı başaran Leviathan, yönetmenin otorite karşısında soğukkanlılığını elden bırakmayan filmleri arasındaki yerini alarak merak uyandırıyor.

2. En duva satt på en gren och funderade på tillvaron (A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence, Yön: Roy Andersson, 2014)

Neden İzlenmeli? Roy Anderrson’ın Sånger från andra våningen (2000) ve Du levande (2007) filmlerinden oluşan üçlemesinin sonuncusu olan En duva satt på en gren och funderade på tillvaron, hem yönetmenin kendine özgü gerçeküstü üslubu hem de filme dair paylaşılan görsellerin sinematografik çarpıcılığına bakılırsa festivalin en ilgi çeken filmlerinden biri olacağa benziyor.

3. Deux jours, une nuit ( Two days, One night, Yön: Jean-Pierre & Luc Dardenne, 2014)

Neden İzlenmeli? Günlük hayatın çokça duyulmuş, hayli sıradan hikâyelerini, insanlar arası ilişkileri farklı anlatım tarzlarıyla ele alarak izleyiciyi kışkırtmayı başaran Dardenne kardeşler, Deux jours, une nuit’de “rekabet” kavramını kameraya alıyor. Böyle olunca izleyiciyi, sistem içindeki savruluşuna dair pek de ince olmayan, can yakıcı bir dokunuş bekliyor.

4. Mommy (Yön: Xavier Dolan, 2014)

Neden İzlenmeli? Kamerasını genel olarak aile, özelde ise anne-oğul ilişkilerine adayan Xavier Dolan Mommy ile yine “genç olmasına rağmen oldukça başarılı” bir iş çıkarmışa benziyor. Film hakkında bahşedilenlere bakılırsa seyirci Mommy ile müziğe, renge ve gençliğe doyacak gibi duruyor.

5. Boyhood (Yön: Richard Linklater, 2014)

Neden İzlenmeli? 2002’den 2014’e kadarki süreyi kaplayan 12 yıllık çekim süresi boyunca her an canlılığını koruyan, kendini bir çocuğun peşinde sürekli yenileyen Boyhood, Richard Linklater’ın yaşanmışlığa ayna tuttuğu bir film. Çarpıcı gerçekliği ve ilgi çekici deneyselliği ile öne çıkan, 12 yılı 162 dakikaya sığdıran bu yapıt, mutlaka görülmeyi hak ediyor.

6. Il Capitale Umano (Human Capital, Yön: Paolo Virzi, 2013)

Neden İzlenmeli? Yönetmen koltuğunda Paolo Virzì’yi gördüğümüz Il capitale umano, zenginlik ve fakirlik zıtlığı üzerine kurulu kurgusunu bir ölümün farklı bakış açılarından anlatılmasıyla harmanlıyor. En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu gibi ödüllere layık görülmüş olan yapıt, söz konusu harmanlanışıyla izleyicinin düşüncelerini çarpıştıracağı, açılar arasında sıkışacağı bir film olacağı noktasında heyecanlandırıyor.

7. Le Meraviglie  (The Wonders, Yön: Alice Rohrwacher, 2014)

Neden İzlenmeli? Yönetmenliğini Alice Rohrwacher’in yaptığı Le Meraviglie, kasabada yaşayan bir aile üzerinden estetiğin, müziğin, tarihin ve daha nicesinin hayli kadim olduğu İtalya’nın dönüşümüne dair çizdiği fantastik portre ile öne çıkıyor.

8. Maps To The Stars (Yön: David Cronenberg, 2014)

Neden İzlenmeli? David Cronenberg’in sinema denince az çok hepimizin uğrak noktalarından olan Hollywood’a dair göndermeleri olduğu iddiasıyla öne çıkan filmi Maps To The Stars, içeriğine dair dikkat çeken bu iddiasının yanında Julianne Moore, Robert Pattinson, John Cusack, Sarah Gadon’ın yer aldığı oyuncu kadrosu ile festivalin öne çıkanları arasındaki yerini alıyor.

9. Kkeut-kka-ji-gan-da  (A Hard Day, Yön: Seong-hoon Kim, 2014)

Neden İzlenmeli? Her şeyiyle kendine özgü olan Güney Kore sinemasından, yönetmenliğini Kim Seong- Hun’un yaptığı atraksiyonu bol bir polisiye-gerilim. Seyircinin sinemayla en çok haşır neşir olduğu, gözlerini bir an bile kırpmasına müsaade etmeyen bu türün, Güney Kore’nin hızına yetişilemez kurgulama becerisiyle bir araya gelmesi Kkeut-kka-ji-gan-da’yı özel kılıyor.

10. Adieu Au Langage (Goodbye to Languange, Yön: Jean Luc Godard, 2014)

Neden İzlenmeli? Sistem, devlet, otorite, burjuvazi, şiddet, erkek, kadın, aşk, müzik, mizah, cinsellik, cinnet ve dahası… Bunların hepsini kendinde her an yaşayan, tik tak’lar eşliğinde oradan oraya savrulan toplumu perdede işlemekten bir an bile imtina etmemiş olan usta yönetmen Jean-Luc Godard, bu kıymetli hazinesine sevmeye ve sövmeye devam ediyor. Modern zamanların iliklerimizi kemirdiği şu sıralarda siyasal, toplumsal tarihselliğimize epeydir tanıklık eden Godard’ın masallarından payımıza bu sefer ne düşeceğini –üstelik- 3D izleyeceğimiz Adieu au langage, salonda çıktığımız anda yaşayacağımız birkaç dakikalık sorgulama, yabancılık hissiyatı için bile olsa görülmeyi hak ediyor.

Murat Gürgen

2 Comments

Yorum yaz