Eleştiri - İzlenimSinema Yazıları

Kosmos ve Hors Satan: İyi ile Kötü, Derviş ile Şeytan, Kültür ile Doğa Arasında

Reha Erdem Kosmos filmiyle çıkageldiğinde böylesi bir sinemasal güç karşısında birçoğumuzu şaşkına çevirmiş, günümüz sinemasının kuraklığı içerisinde parıldayan bu film sinemaya olan inancımızı tazelemişti. En basit tabiriyle, birilerinden kaçmak zorunda olan sıra dışı bir adamın sığındığı bir sınır şehrinde yaşadıklarını konu edinen Kosmos, yabancı olmanın acı gerçeğiyle bizi yüzleştiren, insanoğlunun sınırları ve düzenin savunusu üzerine acı tatlı bir masaldı. Erdem filmini, Battal isimli hem derviş hem şaman, hem aşık hem hırsız olan kahramanı eşliğinde anlatıyordu. Kosmos”tan bir yıl sonra, Fransız sinemasının en tartışmalı yönetmeni Bruno Dumont, Hors Satan filmiyle karşımıza çıktı ve oldukça konuşulan bu film ilginç bir şekilde Kosmos”u andırıyordu. Her ne kadar farklı söylemler ve yaklaşımlar içerse de gerek Kosmos gerekse Hors Satan, başkarakterlerinin sıra dışı özellikleri, gerçekleştirdikleri mucizeler ve yaşadıklarıyla benzerlikler içermekteydi.

Kosmos

Kars”ta hayat muhtemel rutininde ilerlerken şehrin sakinleri Ermenistan ile olan sınırın açılmasını tartışmaktadır. Kente ekonomik canlılık getirmesi beklenen bu gelişme kimilerince desteklenirken kimileri içinse mevzu bahis bile edilmez. çünkü oradakiler yabancıdır, iyi kötü bir düzenin olduğu yere gelecek yabancılardan çekinilir. Fakat filmin ilerleyen anlarında farkına varacağımız bu “sınır meselesi” tartışıladursun, aslında en başından bir nebze olsun yıkılmış, karlı dağlardan ağlayarak inen tuhaf bir adam şehre dadanmıştır. Bu çocuksu ve kibar adam şehre aşk getirir, mucizeler yaratır. Birilerine iyi gelmeye çalışır, fakat yaşamın düzenine ve alışılmışa aykırıdır. Minik bir büyülenme anıyla fark ettiği şehirden hırpalanmış bir şekilde kaçarak uzaklaşmak zorunda kalır.

Sinemamızın en masum ve şefkatli, aynı zamanda en sıra dışı karakteri olan Battal, maddiyat ile bağını olabildiğince koparmış, hikmetli laflar söyleyen, belli ki ulu-derviş bir kişidir. Hastalıkları iyileştirmeye çalışan, ölüleri dirilten, ruhuyla ve bedeniyle insanları seven bu tuhaf adamın etrafı çoğunlukla parıltısız insanlarla doludur. Herkesin acısını dindirmek için kullandığı Battal”a farklı gözle bakan tek kişi Neptün”dür. Filmin aşk üzerine söylediği her şeyi Battal ile birlikte somutlaştıran, hakkında başka bir şey bilmediğimiz Neptün dışındaki karakterlerin hayatları eksiktir ve hastalıklarla geçmektedir. Bu eksikliklerini gidermek için hepsi birden Battal”a tutunmuştur.

Erdem, ideal motifi olarak nitelediği Battal sayesinde cebinde biriktirdiği tüm meseleleri ortaya dökmüş görünmektedir. Battal”ın etrafına yerleştirilen ve her birinin meselelerine oldukça önem gösterilen bu insanlar eşliğinde bir şehrin yapısı, insanlığın ve hayatın ikircikli ve bulanık doğası gözler önüne serilir. İyilik ile kötülüğün birbirine geçen karmaşık hali ve görünmeyen bir etkinin hayatı yönlendirmesi, dışarıya ve bazen kendi ruhuna bile kapanmış bedenlerin üzerinde görünür kılınmaktadır. Kars şehrinin enfes haletiruhiyesi eşliğinde oldukça masalsı bir tat da barındıran Kosmos, filmin güncel ve politik görünen sınır meselesini başka birçok yönden okumaya açar. Bir yandan toplumsal ve fiziksel sınırlarla ilgilenirken bir yandan da bireylerin kendilerini koruma amaçlı oluşturdukları kalkanları, bunları yıkma arzularını ve fakat başarısızlıklarını gözler önüne serer.

Kosmos filmi şamanlara ait özellikleri olan, bilgece sözler konuşan bu şefkatli ve aşık adam üzerinden meselesini anlatırken Hors Satan, benzer iyileştirme güçlerine sahip fakat çok daha yontulmamış ve gündelikten koparılmamış durumdaki isimsiz başkarakteri ve ona muhtaç eşlikçisiyle derdini anlatır.

Hors Satan

Hors Satan, Dumont”un önceki filmlerine benzer bir şekilde sakin ve parıltısız, çevresinde çok büyük açık alanlar barındıran, Fransa”nın Atlantik kıyısındaki Côte d”Opale yerleşiminde geçer. Filmde bu kasabayı mesken tutmuş, ismini hiç öğrenemeyeceğimiz tuhaf bir adamı merkeze alınır. Yiyecek ihtiyacını kasabalıların verdikleriyle karşılayan, minik bir duvar kalıntısını yanı başında, açık alanda ateş yakarak yaşayan bu adam, gün boyu kasabanın geniş ve engebeli arazilerinde, kimi zaman çorak tepelerde kimi zamansa bataklık bölgelerde dolaşır. Bu gezilerinde ona yine ismini öğrenemeyeceğimiz, neredeyse saydam bir bedene sahip genç bir kız eşlik etmektedir.

Adam ile kız arasındaki ilişki, temel olarak bir koruma içgüdüsü ile şekillenmiştir. üvey babasıyla sorunları olan genç kızın problemlerini çözmek adama düşmüştür. Filmin çok büyük bir kısmında baş başa gördüğümüz ikilinin birbirlerine olan derin bağı, yeri geldiğinde öteki insanlar için yıkıcı bir hal barındırır. çünkü kahramanımız bir yandan hasta ruhları iyileştiren, ölü bedenleri dirilten ve tüm gün dua eden bir kurtarıcı, bir nevi Mesih olsa da, aynı zamanda eli kana bulanmış bir katildir. Kıza yapılan her türlü kötülüğe karşı bir cevabı bulunmaktadır.

Hors Satan, yönetmenin önceki filmlerinde irdelediği meseleleri tastamam barındırır. Din kavramı ile ilgili dertleri olan, tecavüz ve cinayet gibi insanlığın en barbar yüzünü ortaya çıkaran ağır meselelerin izini bu filminde de süren Dumont, bedeni ve ruhu irdelerken insanın yeryüzündeki konumunu işaretlemekten de geri durmaz. İnsanın içindeki kötü ve ehli olmayanı ortaya dökerken ona olan inancını da göstermeye çalışır. Bu bağlamda filmin başkarakteri, L”humanite filminin polis dedektifi olan Pharaon”u akla getirir. Ortasına düştüğü birbirinden trajik durum karşısında ne hissedeceğini şaşırmış olan Pharaon, çevresindeki dehşeti kötülükleri sağaltarak ve içine çekerek gidermeye çalışır. Başkarakterimizse Pharaon”un yıllar sonraki hali olabilirmiş gibi bir his bırakmaktadır. İçinde kimilerine karşı hala şefkat barındırsa da insanlığın kötücüllüğü ile kirlenmiş, zulme karşı cevap vermekten kaçınmayarak şeytanileşmiş, bir yandan da çevreyle bağını olabildiğince kopararak iyice içine dönmüş, bu sayede doğaüstü yetenekleri gelişerek karmaşık bir varoluş halini almıştır.

Şefkat ve Hiddet

Her iki filmde de karakterlerden yayılan en güzel özelliğin barındırdıkları şefkat olduğu söylenebilir. Kosmos”da Battal”ın tüm insanlara olan sevgi ve şefkati ve öteki karakterlerin -her ne kadar sürekliliğini sağlayamasalar da- verdikleri benzeri karşılıklar insani ilişkilerin en temel ve basit özelliğini tekrar gösterir. Hors Satan”da da benzeri bir şefkat duygusu adam ile genç kız arasındaki ilişkiyi var eden şeydir. Adamın bu hassas kızı koruyup kollamasında, kızınsa adama olan bağlılığında hissedilen hep budur. Zaten Hors Satan gibi karanlık bir filmin barındırdığı yegane umut da bu ilişki kaynaklıdır.

Kosmos”ta Battal”ın fazla şefkati ve kendinden verdiği ödün her ne kadar zamanı geldiğinde kendisini kaçmak zorunda bırakacak şey olsa da, düz bir tanımlama yapmak gerekirse Battal her zaman “iyi” tarafta olmuş, bu sayede filmin her karesine içindeki güzelliği bırakabilmiştir. Hors Satan”ı Kosmos”a nazaran daha sert yapan unsur da burada yatmaktadır. Kasabanın ilişiğinde yaşayan bu şifacı adamın şefkati kadar hiddeti de mevcuttur. özellikle koruduğu genç kıza kötülük eden herkesin karşısında bitmekte, cezalarını kendi elleriyle vermektedir. Bu nedenle iyi ve kötü tanımlamalarını her an yıkacak potansiyeldedir. İyi bir şifacı, şeytani bir katildir.

Doğa ile Kültür

Erdem figürünü dinler tarihinden süzdüğü ve kurguladığı cümleler ile konuştururken Dumont”un figürü gündelik bir dil kullanır. Battal birike birike çoğalmış ve zaman geçtikçe damıtılan bir kültürün temsilcisidir. Günümüze dek gelmiş inanç sistemlerinden çok şey barındırır, bu sebeple söyleyecek çok sözü vardır. Buna karşın öteki adamın sözleri bulunduğu ortamın kuru dili kadardır, mecburi iletişimin gereklerini yerine getirir. Doğanın içerisinde oradan oraya salınan ikilinin inancı da filmin diline benzer şekilde bulanık, daha doğrusu bizim için şaşırtıcı bir sadelik içermektedir. Gezintileri esnasında genelde bir dua aralığı mevcuttur, bu dualar oldukça ifadeli ve nettir. Dizlerin üzerinde oturup dik bir şekilde durulur, eller birleştirilir. Gözler ufukta bir yere uzun süreler odaklanır. Rüku benzeri bu ibadet şeklinin nesnesi ise çağrışımlara açıktır. Bir yandan tek tanrı dinlerini bir yandan da pagan inançları ve panteizmi andırır. Hors Satan”ın din karşıtı bir film olduğu yorumları da bununla ilişkilidir. çünkü Dumont”un tavrı oldukça sade ve saf bir inanca yöneliktir, bu yüzden kendini din dışı bir yerde konumlandırdığı iddia edilebilir.

Yabancının Kabulü

Kosmos ile Hors Satan arasındaki en görünür yaklaşım farkı ilgilendikleri sosyal alanın genişliğidir. Erdem filmdeki birçok karakter ve çeşitli olaylar sayesinde tutuculuğun sınırlarını anlamaya çalışmış, herhangi bir düzene tabi olamayacak figürünün varlığıyla kaos oluşumunu gözlemleyebilmiştir. Erdem birçok bireyin değişimine dair gözlemler de bulunmuş ve böylece bir topluluğun resmini yapmıştır. Dumont”un tavrı ise bireysel ve soyuttur. Başkarakterlerin kendi aralarındaki ve onların doğayla olan ilişkisi Dumont”u daha çok ilgilendirmektedir.

Yabancıya karşı alınan tavır da filmleri değerlendirirken konuşulacak meselelerin başında gelir: öncelikle Kosmos bize bir hikayenin başlangıcını ve sonunu sunmakta, bunun bir döngü barındırdığını da göstermektedir. Battal”ın öyküsü bir mucize ile başlar ve bu şehirde -geçici de olsa- kabul edilişinin anahtarı olur. Bundan sonrası ise başka hiç kimseye benzemeyen bu adamı yontma, normal kabul edilene benzetmeye çalışma ve fakat başarısızlığa uğrama şeklinde ilerler. Battal ulvi bir kişiliktir, şifa verir ve mucizeler gerçekleştirir. Bu yüzden kendisine derin bir saygı duyulmaktadır. Buna karşın Battal”ın ifşa olmayan yanları insanları korkutur, çekinmelerine neden olur. Velhasıl Battal ne tam anlamıyla kabul edilebilmekte ne de dışlanmaktadır, şehirliler onun etinden sütünden faydalanıp beklemeyi tercih eder. Ne zaman ki olaylar terse döner, iyilikler bir şekilde birilerine zarar vermeye başlar, Battal”ın da engel olamayacağı dış bir etki kendini gösterir ve o zaman şehirden zorbaca kovalanır. Kars için Battal uzlaşılamaz bir yabancı olarak kalmış, şehre ait olmayı başaramamıştır.

öte yandan Hors Satan da durumlar biraz daha farklıdır. Film bir başlangıca değil, olgunlaşmış bir sürecin sona yaklaşan kısmına bakmaktadır. Yiyeceğini kasabanın bazı sakinlerinden, çoğunluklaysa birlikte dolaştığı kızın evinden alan adam, kasabalılarla tuhaf bir anlaşma yapmış gibidir. Dumont her ne kadar çok az kasaba sakinine kamerayı çevirse de, filmden yayılan his ortada basit kurallarla oluşturulmuş mutualist bir yaşamın var olduğudur. Kızının aniden tuhaflaşıp saldırganlaştığı bir anne eliyle koymuş gibi kahramanımızı bulur, zira bu tür sorunların şifasının kimde olduğunu iyi bilmektedir. Kasabalıyla adam arasındaki ilişki, birbirleriyle sadece elzem durumlarda iletişime geçilen, tuhaflıkların ve aşırılıkların kabul edilmiş olduğu bir şekilde yaşanır.

Mekanın İzleri

Kars Kosmos için oldukça etkileyici mekanları, coğrafi konumu ve sakinlerinin yaşam şekli sebebiyle can alıcı bir öneme sahiptir. Zira Erdem”in Battal sayesinde biraz karıştırdığı bu şehir, kapalı toplum dinamiklerini ve sınır meselelerini anlayabilmek için gayet işlevseldir. Filmin masalsı tonuna da katkıda bulunan Kars bu anlamda filmin en değerli öğelerini içinde barındırır. öte taraftan Hors Satan”ın mekanı Côte d”Opale yerleşimi Dumont”un bilindik mekanlarını akla getirir: Tek tip yapılaşmanın etkisindeki ücra alt-orta sınıf yerleşimleri ile çorak mekanlarla bataklıklar arasında gidip gelen, yer yer düz yer yer engebeli çok geniş düzlükler… Yönetmenin yakın plan ve detay çekimlerle odaklanmaya çalıştığı beden ve bedenin fiziksel özelliklerine ek olarak insanın dünya üzerindeki konumunu hissettirmeye çalıştığı, karakterlerin silik bir noktaya dek küçüldüğü uzak çekimler arasındaki ilişkiyi kurmasını sağlayan geniş araziler, Hors Satan için de mekanın önemini anlamamızı sağlar.

ölümün Belirleyiciliği

Battal”ın kasabaya kabulündeki en etkili şey, derede boğulmuş olan minik bir çocuğa tekrar hayat vermesi olmuştur. Bu nedenle çok sevilmiş olan Battal, filmin sonunda şehirden kaçmak zorunda kaldığında ise arkasında dolaylı yoldan da olsa ölümüne sebep olduğu bir çocuk bırakmıştır. Hors Satan”da ise adam tecavüz edilerek öldürülen genç kızı dirilttikten sonra kasabaya veda etmiştir. Belki adam kızı yeterince koruyamamanın derdiyle, belki de artık gitme zamanı geldiğinden yollara düşmüştür, fakat her türlü durumun tepetaklak olmasında beklenmeyen bir ölümün etkisi bulunmaktadır.

Kosmos ve Hors Satan, bambaşka üsluplar ve duygular barındırsalar da bir yandan bulundukları yere ait olmaya çalışan bir yandan da bunun imkansızlığıyla bocalayan iki “yabancı”nın, doğaüstü güçleri ve sahici inançlarıyla sıradan olanlar arasında tutunamayışlarını göstermeleriyle önem kazanıp birbirlerini çağrıştırmaktadır. Erdem sinemasının yaratıcılıkta çok önemli bir zirveye ulaştığını, Dumont”un ise önceki filmlerini andıran son çalışmasıyla daha soyut bir alana açılıp sinemasında ufak bir kırılma noktası gerçekleştirdiğini belirtelim.

Simon Sağlamoğlu

Simon Sağlamoğlu

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Edward Scissorhands (1990)

Sonraki yazı

Aziz Ayşe (2012)