Jacques Lacan aşkı; “Sende olmayan bir şeyi, onu talep etmeyen birine vermektir.” diye tanımlar. Peki ya aşk, çözülmesi zorlu olan bir cinayet davasının içinde yeşerirse? Busan’da yaşayan, işini ciddiye alan titiz dedektif Hae-jun, dağda ölü bulunan bir adamın dosyasını incelerken ölen adamın eşi Seo-rae ile karşılaşır. İlk bakışta davanın olağan şüphelisi olması gereken bu gizemli kadın, Hae-jun için çözülmesi gereken bir düğümden çok, kapılması kaçınılmaz bir girdaba dönüşür. Şüpheliyi takiple başlayan bu süreç, Seo-rae’yi dedektif için baş şüpheliye dönüştürür. Bu şüphe ikili arasında birbirlerinin her anlarını izledikleri bir takibe dönüşür ve dedektifin hem etik değerlerini hem de duygularını sorguladığı tekinsiz bir kovalamaca hâlini alır.
Park Chan-wook’a Cannes Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen” ödülünü kazandıran Decision to Leave (2022); neo-noir ve melodram türünde, takıntı ile arzunun sınırlarında gezinen bir ilişkiyi konu alır. Usta yönetmen, The Handmaiden (2016) sonrası sinemaya bu iddialı dönüşünde izleyiciyi şu soruyla baş başa bırakır: Etik değerleriniz duygularınızın ağına takılınca, aşk kalmayı mı gerektirir yoksa terk etmeyi mi?





















