L’avenir: İnsanın Kendini Bir Başkasının Yerine Koyması Mümkün müdür?

Yazımın başlığı aslında filmin açılış sahnesinden. Isabelle Huppert’in, filmdeki adıyla Nathalie’nin elindeki defterde yazıyor bu cümle ve dakikalar ilerledikçe hep birlikte bu meseleyi sorguluyoruz. Nathalie, 50’li yaşlarında bir felsefe öğretmenidir. Evli ve iki çocuk sahibi olup bir de eskiden bir model olan fakat şimdilerde depresyonla mücadele eden bir anneye sahiptir. …

DEVAMI →

2017 Filmekimi İzlenimleri: England is Mine

Öncelikle, “Morrissey’in The Smiths’i kurduğu günlere değiniliyor” bilgisine pek itibar etmemek gerekiyor. Zira 94 dakika boyunca The Smiths’in kuruluşuna dair pek bir şey göremiyoruz. 1970’lerin ortalarında Manchester’da geçen film, 1959 doğumlu Steven Patrick Morrissey’in “ergenliği” diye tabir edebileceğimiz dönemde başlıyor. Kitaplara, şiirlere, müziğe tutkuyla bağlı olan genç Morrissey bunlar dışında …

DEVAMI →

2017 Filmekimi İzlenimleri: Nelyubov

Leviathan (2014) ile Cannes Film Festivalinde en iyi senaryo ödülünü alan Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in son filmi olan ve yönetmenin bir önceki filmi gibi Cannes Film Festivali’nden eli boş dönmeyen ve Jüri Özel Ödülü’nü alan Nelyubov, izleyenleri birçok açıdan tatmin ediyor. Film, hikâyesi itibariyle duygu sömürüsüne oldukça açık olduğu hâlde …

DEVAMI →

In The Fade: Bir İdeoloji ve İnsanlık Çatışması

Almanya’nın Oscar adayı olarak gündemimize düşüp hemen ardından Uluslararası Adana Film Festivali ve Filmekimi‘nde gösterilen In The Fade, Fatih Akın filmografisinden biraz daha farklı olduğunu sezdirse de farklı olduğu için korkutacağı yerde izleyenleri mutlu ediyor. Diane Kruger ise Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü sonuna kadar hak ediyor. Alman hükümetinin …

DEVAMI →

2017 Filmekimi İzlenimleri: 120 BPM & Happy End

120 BPM (Yön. Robin Campillo) Les Revenants ve Eastern Boys gibi filmleri yönetmiş, Entre Les Murs ve Planetarium  gibi filmlerin senaryosuna katkıda bulunmuş olan Robin Campillo’nun son filmi 120 Battements Par Minute, 1987’de New York’ta kurulan ve HIV/AIDS’e karşı farkındalık yaratmaya çalışan bir örgütün 1989’da da Paris’te kurulan ayağını merkezine alıyor. …

DEVAMI →

2017 Filmekimi İzlenimleri: Mother!

Ekranda görüntü belirdiği an her şeyden önce yapmamız gereken, bildiğimiz bütün kelimeleri ve işaretleri unutup isimsiz kahramanlarla karanlık bir yolu el yordamı ile aşmayı göze almak olmalı. Çünkü Darren Aronofsky’nin bizi davet ettiği bu yolda “insan”ın adı yeniden yazılıyor ve bu kez kalemi tutmak, sabır ve cesaret istiyor. Pi (1998), …

DEVAMI →

Sofra Sırları: Bir Ben Var Benden Ziyade

Büyük beklentilerle izleme kararı aldığımız Ümit Ünal’ın yeni filmi Sofra Sırları‘nı 24. Uluslararası Adana Film Festivali‘nde izleme imkanı buluyoruz ve film beklentilerimizin çoğunluğunu karşılamasıyla bizleri şaşırtmıyor, ancak hiçbir ödül alamadığını görmek oldukça şaşırtıyor. Değerlendirme yapılırken çoğu zaman yönetmenin diğer filmleriyle karşılaştırıldığına tanık oluyoruz; ama filmin kendisiyle ilgili çok az eleştiri …

DEVAMI →

Sessiz Bir Çığlık: Daha

Onur Saylak, ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan Daha ile 24. Uluslararası Adana Film Festivali‘nde karşımıza çıkıyor; iyi ki de çıkıyor. Film yalnızca bir Onur Saylak filmi değil, adeta tüm Türk sinema camiasındaki önemli isimlerinin filmi durumunda. Hakan Günday kitabından uyarlanan film, adeta bir kitabın nasıl uyarlanması gerektiğinin dersini veriyor. …

DEVAMI →

Bir Modern Toplum Taşlaması: The Square

24. Uluslararası Adana Film Festivali’nin seçkisinde en çok merakla beklenen filmlerden biri olan The Square tamamen bir eleştiri filmi olma özelliğini taşıyor. Film medyayı, toplumun sanat anlayışını ve tabii bunları bünyesinde barından toplumun kendisini taşlamayı kendine görev ediniyor. Ruben Östlund’un çizgisini asla bozmayıp onu daha da ileriye taşıyan The Square, …

DEVAMI →

Yas ve Ceza: Perdeden Yansıyan Drama

Manchester by the Sea, yaşadığı vahşi kayıpların ardından kendini cezalandıran, depresif bir yalnızı merkezine oturtmuş, vicdan muhasebesini irdeleyen ve izlemesi tahammül gerektiren bir film. Bir diğer ifadeyle, kurgusuyla klasiklere atıfta bulunan bir “yas ve ceza” öyküsü. Filmin yazarı ve yönetmeni, Margaret (2011), You Can Count on Me (2000) gibi yapımlarıyla …

DEVAMI →