Bi'Dünya

Eye Film Museum | Amsterdam

Eyemstardam

Amsterdam merkez tren istasyonunun arkasından ufak bir feribotlar ile ulaşılabilen Shell Terrain-Noord Quarter bölgesinde ufka uzayan aksları ile dikkat çeken bir yapı: Eye Film Müzesi.

Eye-1

Göz ve seyir üzerinden aldığı isim ile gözlere seyirlik alan sunan bir tasarım. Delugan Meissl Mimarlık Ofisinin 2011 yılında bitirdiği yapı, formundaki ve cephesindeki hareketlerle Amsterdam’ın modern yüzüne biraz daha hareket katıyor.

Görsel formundan çok yaşamsal formundan etkilendiğimiz yapılardan biri Eye Film Müzesi. Mimarisi yapıyı gördüğünde değil; yapıyı yaşamaya başladığında ortaya çıkarıyor gizini.

Bina asimetrik çizgileri ile dinamik bir formda ve cephesine kırılarak ritimsiz ilişkilerle birleştirilmiş altıgen paneller giydirilmiş. Oldukça hareketli form ve çizgileri ile sinemanın ana karakteristiği olan ‘hareketli resimler-motion pictures’ kavramına da gönderme yapıyor.

İç mekânda yapının neredeyse göbeğinde diyebileceğimiz ‘arena’ olarak tanımlanan basamaklı seyir alanı, ahşap dokulu bir amfi tiyatro havasında. Bu basamaklarda biraz oturup hemen karşısına düşen cam duvar ile şeffaflığın ardındaki Amsterdam manzarasını izleme keyfine dalmak mümkün. Arena alanı, film seyrini beyaz perde ile sınırlı bırakmayıp, şeffaf dokunun ardına bir seyahat ile yapının içine, işlevine kadar yerleştiriyor. Böylelikle mekânda yaşamı ve kenti vurgulayan bir seyir alanı yaratılmış. Buradan kentsel bir film (instant urban-motion) seyrinin keyfine doyduktan sonra ise sergi alanına doğru yol almak kaçınılmaz.

Eye 4

Sergi alanında Fellini ve Cornenberg gibi ünlü yönetmenlerin kült filmlerinin setlerinden dekorlar, önem arz eden objeler ve filmlere dair detay bilgiler sinemaseverlere ulaşıyor. Sergi alanından ayrı olarak sinema salonunda da klasikten vizyona yayılan geniş bir yelpazede film seyir olanakları müzeyi zenginleştiriyor.

Eye-2-Eye 3

Eye Film Müzesi için en yoğun olarak hissedilen, yapının her alanını kullanabilme imkânı yaratılmış olması. Bu, her noktanın yoğunlukla kullanılması değil her alanın kamu kullanımına açık olduğu hissi verilmesinden kaynaklanıyor. Sessiz servis mekânları ünlü mimar Louis Kahn’ın, servis alanları ve aslî mekânı ayıran birincil ve ikincil mekânlar fikri ile yakın duruyor. Ana mekân yaşama alanı, ilginin ve deneyimin olduğu alan iken, servis alanları aracı aralıklar; yanal ve yardımcı mekânlar olarak sessizleştiriliyor. Eye Museum tasarımında da servis alanları hiç var olmamışçasına bilinmez bir bölgede ya da orada mekânın tam da içinde en görünür yerde yer alıyorlar. Gözün çok uzaktaki nesneleri seçememesi veya en yakını görememesi gibi görme eşiğinin dışında yer alıyor aracı alanlar. Bir iz ya da zayıflatılmış aks yakalamıyoruz. Mekânda ayrılmanın olmayışı yapıda bütünlük ve homojen bir algı yaratıyor. Ziyaretçilere yansıyan bu algı  ‘dışında kalmama/bütünleşme’ hissine dönüşüveriyor.

Eye 7Eye 5Eye 6

 

 

 

 

 

 

Yapının bir diğer dikkat çekici özelliği ise diğer sanat müzeleri aksine mekânın büyük bölümünü kullanıcılara tahsis etmiş olması. Bu ritim yapının, film sanatının kendine has mekânsal kullanım şeklinden esinlenilerek tasarlandığı fikrini akla getiriyor. Arena alanı, galerideki kafe sergi alanı ve sinema alanları dâhil kullanıcı-seyirci hizmetinde. Mekânı domine eden bir ‘sanat eseri bedeni’ yok.

Mekânın bu şekilde konumlandırılması; filmin öz yapısına yani izleyici ile kurduğu ilişkiye bağlantılı görünüyor. Çoğu sanatın aksine sinema, izleyicisini içine alan formuyla doğrudan kişinin algısına açılan ve izleyiciyi deneyimin içine çeken bir yapıya sahip. Sinemasal karakterleri ve anlatıyı içselleştiren izleyici, bizzat deneyime katılıyor. Film birçok sanat eseri gibi izleyicinin dikkatini üzerine alıp merkez olmaz, filmi izleyenin içine girerek onu merkezleştirir. Eye Fim Muzesi’nde de içinde olduğun mimari, merkez olma duygusuna alan açıyor; mimari konsept ve fonksiyon deneyimin önüne geçmek yerine, deneyimlemeye imkan tanıyor. Böylece bedensiz sinemanın sergilenme meselesi imkâna çevrilerek, mekânı sanat eserleri ile değil de kullanıcı bedenleriyle tasarlamayı ve kişilerin deneyimi içinden bir film yaratmayı mümkün kılıyor. Bunun bir film müzesi için doğru bir karar olduğuna kredi vermek uygun olur.

Tavrı bakımından Eye Film Müzesi, müze kavramının yeniden ele alınmasına örnek olabilir. Müze sanat eserini dışından seyretmeyi ve sanatın kıyısından dönmeyi değil, bizzat içinde olup deneyimlemeyi de önerebilir. İzlenen sanatı yaşayarak tekrar yaratmak için, Mimari, sonsuz deneyime alan açan varlığını genişletebilir.

Eye Film Müzesi Web Sayfası: https://www.eyefilm.nl/en

DM Mimarlık Ofisi Web Sayfası: http://www.dmaa.at/home.html

 

 

*Daha fazlası “Dünya Kaç Bucak?“ta!

Gamze Konca

Gamze Konca

1981 yılında Erzurum’da doğdu. Yeditepe Üniversitesi’nde Mimarlık lisansı aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Kentsel Tasarım Yüksek Lisansını ardından Mimari Tasarım doktorasına devam etmekte. 2008-2012 yılları arasında İspanya’da NyJhevia mimarlık ofisinde çalıştı. Mimarlık yanında yoga eğitmenliği yapıyor. 2011 yılından beri de Sinema en büyük tutkusu oldu ve profesyonel olarak ilgilenmeye başladı. Kısa filmler çekiyor, sanat yönetmenliği yapıyor.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
Önceki yazı

Turnusol Kağıdı: Hungry Hearts

Sonraki yazı

Sen Sus, İllüstrasyonların Konuşsun Ruben Ireland