ListelerSinema Yazıları

Sinema Perdesine Yansıyan Satırlar: Türk Edebiyatı Uyarlamaları

Sinema Perdesine Yansıyan Satırlar: Türk Edebiyatı Uyarlamaları

Dört Köşeli Üçgen (2016)

Mehmet Güreli

Salâh Birsel

Salâh Birsel, çoğu zaman eğlenceli kitap isimlerinden ismini bildiğimiz, Türk Edebiyatı’nda hiciv sanatının önde gelen yazarlarından. Dört Köşeli Üçgen isimli tek romanı Mehmet Güreli’nin yönetmenliğiyle buluşarak yakın zaman önce sinemaya aktarıldı. 37. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilmiş olan film, özgün yapıta uygun olarak çekilmiş. Kitapta kendini “gözlemci” kimliğiyle tanıtmakta olan anlatıcı, bu gözlemcilik kavramı sinema perdesine düştüğünde, edebiyattan sinemaya bir anlam zenginleşmesine de uğramaktadır.

 

 

Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2011)

Seyfi Teoman

Barış Bıçakçı

Barış Bıçakçı’nın kısacık bir romanı olan Bizim Büyük Çaresizliğimiz, aynı isimle Seyfi Teoman tarafından sinemaya aktarılmıştı. Senaryo sürecinde de yine kitabın yazarıyla çalışan Seyfi Teoman, böylece başarılı bir uyarlama yaratmıştır. Aynı kişiye âşık olan iki yakın arkadaşın hayatlarından bir kesiti izleyip okuduğumuz bu film, yönetmenin ölümünden önceki son filmidir.

 

 

Gölgesizler (2009)

Ümit Ünal

Hasan Ali Toptaş

Gölgesizler, yitimin, kaybolmanın ve debelenmenin hem dile hem de anlatıya dönüşmesidir. Hasan Ali Toptaş’ın üslubuyla buluşan Ümit Ünal, 2009 yılında da bu romanı sinemaya aktarmıştır. Şu sözler de Toptaş’a ait: “O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olamazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.”

 

 

Usta Beni Öldürsene (1997)

Barış Pirhasan

Bilge Karasu

Bilge Karasu’nun öykü ve masal arasında duran Göçmüş Kediler Bahçesi isimli kitabının bir parçası olan Usta Beni Öldürsene!, 1997 yılında Barış Pirhasan tarafından sinemaya uyarlanır. Filmin ismi aynı zamanda Sawdust Tales (1997) olarak da geçmektedir. Çoğu metnini temel bağlılık duyguları ya da kişinin en derininde yatan sorgusu üzerinden kurgulayan Bilge Karasu, bu sefer usta-çırak ilişkisi kadar güven öncüllü bir oluşum üzerinden ölüm temasını işlemektedir. İki cambazın ip üzerinde canları üzerine oynadıkları oyun ise böylesi bir anlatı için belki de en iyi kurgudur.

 

 

Şura Aydın
1996 yılının hoş bir Nisan gününde doğdu. Çocukluğu Adapazarı’nda geçti. Lise öğrenimini Sakarya Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Eğitimine halen Boğaziçi Üniversitesi’nde, Psikoloji bölümünde devam ediyor. Günün birinde mandalina olmak istiyor.

Yorum yaz